"minimalist" herşeyi seven ben takı konusunda da değiştim! Zaten en son Galliano'dan aldığım üzerinde "pembe-mavi kuğular" olan mont "cozutma durumu"nda hangi aşamada olduğumun apaçık göstergesi bence -ki- en son alışverişimizde, Gözde bile "Zeyzey'cim yemin ederim İzmir'e gittin huyun değişti.sade şeyleri seven arkadaşım nerede yahu?!" diye tepkisini göstermekten alıkoyamadı kendisini:)
Neyse yani takıya sıçradı bu extravaganzalığım ('kelime' ölçüsüzlük anlamında kullanılmış olup, vazgeçilmez saçmalamalarımla, değişimlerimi anlatır:))
Bir de herşeyi "ben yaparım" diye atlayıp sonra da yaptıklarım var. Aşağıdaki kolyelerde bunun örnekleri olacak..Üşenmeyip kendime, eşe-dosta-akraba'ya yapmayı planladıklarımdan..bakın bakalım belki siz de beğenirsiniz.. Nasıl mı yapacaksınız : evdeki artık kumaş, kurdele, ip, simli paket kağıdı varsa alıp, serum lastiği ya da kalın lastik üzerine bunları mümkünse yapıştırarak saracaksınız. Ardından da ucuna istediğinz birşeyi ya da birşeyleri ekleyeceksiniz-yani tamamen sizin hayal gücünüzle sınırlı, üretecekleriniz.
Yani kısaca : yaaap yapıştır-taakk takıştır;)
Saturday, February 19, 2011
Friday, February 18, 2011
Doğadan dolabımıza / from nature to our wardrope
2010'da leopar başta olmak üzere tüm hayvan derisi desenleri modaydı. İndirimler de "alın alın alın" dedim..niye? Zira 2011’de de çok moda olacak. Ama bu yıl doğal deri desenlerinin yanısıra hayvan resimleri de kumaşların üzerinde olacak. Örneğin Twist’in yeni sezonunda üzerinde bir baykuş desenli elbise vardı bayıldım! Yine Moschino'nun üzeri timsahlı bir elbisesi vardı ona daha çok bayıldım:) Zara'da, Stradivarius'da, Bershka'da aklınıza gelecek her yerde bu desenlere rastlayabilirsiniz..zaten bu yıl hem renkler (yeşil, toprak rengi, mavi, sarı) hem de desenler'in tamamı Doğa'dan anlayacağınız;)
Tuesday, February 15, 2011
ceket / zoom to jackets
yakınen şahsıma tanıyanlar, son zamanlarda vukuu bulan "ceket" takıntımla ilgili çok iyi şeyler söylemeyebilirler:) Zira sezonda tüm ceketleri, sonrasındaki indirimlerde de beğendiklerimin diğer renklerini aldım. Yani durum o kadar kritik ama karmaşık diil..tipik alışveriş saplantılı kadın davranışı yani:)
Neyse konumuza dönelim-ceket diyorduk. Herşeyle giy: şık bir elbise, sıradan bir kıyafetle, kot üstüne, çok şık bir mini etek üstüne, neyle dilersen onla! Hepsinde de harika duruyor!
Bakın bakalım aşağıdaki fotolarda beğendiğiniz bir ceket ya da kombin bulacak mısınız?
Neyse konumuza dönelim-ceket diyorduk. Herşeyle giy: şık bir elbise, sıradan bir kıyafetle, kot üstüne, çok şık bir mini etek üstüne, neyle dilersen onla! Hepsinde de harika duruyor!
Bakın bakalım aşağıdaki fotolarda beğendiğiniz bir ceket ya da kombin bulacak mısınız?
80'lerde çocuk olmak
Geçen ofiste kağıdın bitmiş olmasından dolayı print alamayıp, ofiste de bir adet bile A4 bulamayınca acilen "kırtasiye alışverişi"ne çıkmamız gerektiği dank etti! Ofiste kimsenin olmaması, hatta o gün hiç ofise uğramayacak olmaları, benim acilen print almam gerekliliği, ofisin yakınında bir kırtasiye toptancısının olmasıyla kendimi koşar adım sokağa attım. Bir A4 alıp çıkacakken, tüm öğle yemeği aram neredeyse kırtasiye'de renkli kalem, silgi, defter ve daha bir sürü yeni çıkmış ıvırzıvırı inceleyerek geçti..Evet evet-sanırım çoğu kadın gibi bende 2 renkli kağıt, 2 kokulu silgi görünce kendimi 7 yaşında kitapçıda kendini kaybetmiş, sağa-sola koşan kız çoçuğu sanıyorum! Kalem ve post-it dünyası almış başını gitmiş! Nasıl alık alık baktım..hepsini tek tek elime aldım, evire çevire, döndüre döndüre inceledim. Ama en çok da renkli oyun hamurlarına bayıldım! Düşündüm de küçükken oyun hamuru yokken, annemin evde olmadığı anları kollar, onun yokluğunu fırsat bilip, un, tutkal, tuz karışımı ile kendi çapımızda oyun hamuru yapar,sonrasında da yaptığımız eciş bücüş şekilcikleri sulu boyayla boyardık..Neyse ki ortaokula giderken mahallemize Dilek'ler taşındı da el becerilerimiz kendini geliştirme imkanı buldu! Nasıl mı? Dilek'in annesi Hümeyra Teyze, Dilek'in ve dolayısıyla bizim her türlü çamur, kir, pas-dağınıklık içeren el becerilerini yapmamıza izin verirdi..."Hanımefendi, aradığınız çift taraflı bantlar burada" cümlesi beni kendime getirdi de elimden bırakabildim oyun hamurunu..normal alışverişime devam ettim..Ne güzelmiş çocukluğumuz! İmkansızlıklarımız bile güzelmiş. Teknolojiden uzak oyunlarmız, "akşam ezanı okundu hala dışarıdasınız! hemen eve!"fırçaları, bahçede yediğimiz üzeri acıkalı(cevizli biber salçalı) ekmekler, yazın incir ağacımızın üzerine maymunlar gibi tırmanıp söylediğimiz şarkılar ve niceleri..Yaa noluyo bana-böyle zaman tüneline girmiş gibi? Evet evet bu hallerimin sorumlusu, bu nostalji hastalığımın suçlusu henüz bitirdiğim kitabım! Time Machine'a gerek yok! alın akşam elinize kitabı, bir hikaye okuyun, dalın kendi hikayelerinize...şiddetle tavsiye ederim!
Chocolat
yakınlarım çok tv izlemediğimi bilirler..izlenecek film varsa ya sinema ya da divx takılırım. Çok nadir rastlıcam da, beni saracak da, izlicem de...Evet dün gece bunların tamamı bir araya geldi!
İstanbuldan dönmüşüm-üzerimde tüm haftanın yorgunluğu..elim ne işe ne kitaba gidiyor, bıraksan uyuyacağım. Derken TNT'de bir fragman, az sonra falanca film diye..ayy dur dedim izleyeyim, kolayca uyumama da yardım eder diye başladığım ve sanırım blogumda adı geçen-geçecek ilk film olacak kadar etkilenip, beğeneceğim aklıma gelmezdi.
Filmin adı Çikolata-orjinal adıyla Chocolat, 2000 yapımı..Bir film bu kadar mı huzur verip, bu kadar mı insanı umutlandırır! Filmin her saniyesini pür dikkat izledim. Rahatlamak, gülümsemek, şöyle koltuğunuza yaslanıp 1 saat için bile olsa "hayat ne güzel yaw!" demek istiyorsanız tam size göre bir film Çokolat!
"Bir kez tadını aldın mı, gerisi gelir..."
"Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu.
Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir."
Dedim ya içinizi ısıtacak masalsı bir film! aman dikkat! İzledikçe çikolata tutkunu olmayın;)
İstanbuldan dönmüşüm-üzerimde tüm haftanın yorgunluğu..elim ne işe ne kitaba gidiyor, bıraksan uyuyacağım. Derken TNT'de bir fragman, az sonra falanca film diye..ayy dur dedim izleyeyim, kolayca uyumama da yardım eder diye başladığım ve sanırım blogumda adı geçen-geçecek ilk film olacak kadar etkilenip, beğeneceğim aklıma gelmezdi.
Filmin adı Çikolata-orjinal adıyla Chocolat, 2000 yapımı..Bir film bu kadar mı huzur verip, bu kadar mı insanı umutlandırır! Filmin her saniyesini pür dikkat izledim. Rahatlamak, gülümsemek, şöyle koltuğunuza yaslanıp 1 saat için bile olsa "hayat ne güzel yaw!" demek istiyorsanız tam size göre bir film Çokolat!
"Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu.
Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir."
Dedim ya içinizi ısıtacak masalsı bir film! aman dikkat! İzledikçe çikolata tutkunu olmayın;)
Subscribe to:
Posts (Atom)

















































