Tuesday, February 15, 2011

80'lerde çocuk olmak

Geçen ofiste kağıdın bitmiş olmasından dolayı print alamayıp, ofiste de bir adet bile A4 bulamayınca acilen "kırtasiye alışverişi"ne çıkmamız gerektiği dank etti! Ofiste kimsenin olmaması, hatta o gün hiç ofise uğramayacak olmaları, benim acilen print almam gerekliliği, ofisin yakınında bir kırtasiye toptancısının olmasıyla kendimi  koşar adım sokağa attım. Bir A4 alıp çıkacakken, tüm öğle yemeği aram neredeyse kırtasiye'de renkli kalem, silgi, defter ve daha bir sürü yeni çıkmış ıvırzıvırı inceleyerek geçti..Evet evet-sanırım çoğu kadın gibi bende 2 renkli kağıt, 2 kokulu silgi görünce kendimi 7 yaşında kitapçıda kendini kaybetmiş, sağa-sola koşan kız çoçuğu sanıyorum! Kalem ve post-it dünyası almış başını gitmiş! Nasıl alık alık baktım..hepsini tek tek elime aldım, evire çevire, döndüre döndüre inceledim. Ama en çok da renkli oyun hamurlarına bayıldım! Düşündüm de küçükken oyun hamuru yokken, annemin evde olmadığı anları kollar, onun yokluğunu fırsat bilip, un, tutkal, tuz karışımı ile kendi çapımızda oyun hamuru yapar,sonrasında da yaptığımız eciş bücüş şekilcikleri sulu boyayla boyardık..Neyse ki ortaokula giderken mahallemize Dilek'ler taşındı da el becerilerimiz kendini geliştirme imkanı buldu! Nasıl mı? Dilek'in annesi Hümeyra Teyze, Dilek'in ve dolayısıyla bizim her türlü çamur, kir, pas-dağınıklık içeren el becerilerini yapmamıza izin verirdi..."Hanımefendi, aradığınız çift taraflı bantlar burada" cümlesi beni kendime getirdi de elimden bırakabildim oyun hamurunu..normal alışverişime devam ettim..Ne güzelmiş çocukluğumuz! İmkansızlıklarımız bile güzelmiş. Teknolojiden uzak oyunlarmız, "akşam ezanı okundu hala dışarıdasınız! hemen eve!"fırçaları, bahçede yediğimiz üzeri acıkalı(cevizli biber salçalı) ekmekler, yazın incir ağacımızın üzerine maymunlar gibi tırmanıp söylediğimiz şarkılar ve niceleri..Yaa noluyo bana-böyle zaman tüneline girmiş gibi? Evet evet bu hallerimin sorumlusu, bu nostalji hastalığımın suçlusu henüz bitirdiğim kitabım! Time Machine'a gerek yok! alın akşam elinize kitabı, bir hikaye okuyun, dalın kendi hikayelerinize...şiddetle tavsiye ederim!

Chocolat

yakınlarım çok tv izlemediğimi bilirler..izlenecek film varsa ya sinema ya da divx takılırım. Çok nadir rastlıcam da, beni saracak da, izlicem de...Evet dün gece bunların tamamı bir araya geldi!
İstanbuldan dönmüşüm-üzerimde tüm haftanın yorgunluğu..elim ne işe ne kitaba gidiyor, bıraksan uyuyacağım. Derken TNT'de bir fragman, az sonra falanca film diye..ayy dur dedim izleyeyim, kolayca uyumama da yardım eder diye başladığım ve sanırım blogumda adı geçen-geçecek ilk film olacak kadar etkilenip, beğeneceğim aklıma gelmezdi.
Filmin adı Çikolata-orjinal adıyla Chocolat, 2000 yapımı..Bir film bu kadar mı huzur verip, bu kadar mı insanı umutlandırır! Filmin her saniyesini pür dikkat izledim. Rahatlamak, gülümsemek, şöyle koltuğunuza yaslanıp 1 saat için bile olsa "hayat ne güzel yaw!" demek istiyorsanız tam size göre bir film Çokolat!


"Bir kez tadını aldın mı, gerisi gelir..."

"Küçük bir Fransız köyündeki gündelik yaşam, yeni taşınan gizemli bir genç kadın ve kızı sayesinde bir anda değişiverir. Oldukça kasvetli ve birbirinin aynı günler geçiren kasaba halkı, anne-kızın birlikte açtıkları son derece sevimli çikolata dükkanı sayesinde, farkında olmadıkları bambaşka bir hayatla tanışırlar. Zevkin, eğlencenin, neşenin ve en önemlisi çikolatanın olduğu bir hayattır bu.
Fakat kasabadaki bu değişimden memnun olmayan insanlar da vardır. Bunların en başında, ahlak bekçiliği yaparak kasabada dilediği gibi bir ortam yaratan belediye başkanı gelmektedir. Ama birbirinden lezzetli çikolataların karşısında durmak, o kadar da kolay değildir."
Dedim ya içinizi ısıtacak masalsı bir film! aman dikkat! İzledikçe çikolata tutkunu olmayın;)

Monday, February 14, 2011

çılgın ayakkabılar / crazy shoes!

Sanırım ayakkabı'da son noktaya ulaştım! Haftasonu Nişantaşı'nda Cassette'yi farkettim..sonra şubesini Cadde'de görmüş olabilir miyim diye düşünürken, Gözde ile elbise baktığımızı hatırladım ama nedense o gün ayakkabılar dikkatimi çekmemiş!!-nasılsa?! Bu kez ise ayakkabıdan başka bişi görmüyor gözüm! Bu ayakkabıları Pikoi'den bile çok sevdim! Özellikle kuşlu beyaz ile baykuşlı kahveye hasta oldum! Sanırım "Kuşlar" kelebek ve çiçek sevgimin önüne uzak ara geçti! Benzer ayakkabı modellerini Cassette dışından http://www.milkyhead.com'dan da bulabilirsiniz..Eminim herkes ruh haline uygun bişiler beğenecektir;)

..

bu fotoları koymadan geçemedim, Sevgililer Günü'nü..

love of my life..

Love of my lifeeee......Queen geldi aklıma ne güzel şarkıdır, ne çok dinlerdim gençliğimde..öyle Valentine's Day geyiği yapmayacağım...ben emekli örtmen misali herkesi seviorum! Seven ve sevilen'e ne mutlu!

Sunday, February 6, 2011

3 ceket / 3 jackets

Ceket olayını her zaman çok sevmişimdir. Küçükken yani işe ilk başladığım zamanlarda:) takım elbiseyle başlayan serüvenim, zaman geçtikçe ceket'li kombinlere dönüştü. Kot, etek, karışık renkler, dantelli bluzler, saten gömlekler, kısaca ne olursa olsun, ne zaman olursa olsun ama üzerine illa ceket olsun!
Aşağıdaki 3 görüntüyü de kendime çok yakın bulduğumdan olsa gerek, çok sevdim. En çok sevdiğimden başlayarak sıralayayım o zaman..

Friday, February 4, 2011

kıymetlimisszz / our preciousss

Bir önceki post'da leopar çantayı görünce aklıma "çanta dosyam" geldi. Dosyayı tekrar açmak lazım:) Bu kez LV'lar çoğunlukta..en sevdiğim 2 çantam ve cüzdanım ne de olsa-torpil geçmem lazım:)